27.11.13

MENENJİT SALGINI !

MENENJİT SALGINI !

Zaman, zaman yüzlerce çocuğun devam ettiği bir okulda tek bir çocuk menengitis şüphesi ile hastahaneye sevk edildiğinde; Önce okul yöneticileri; sorumluluk korkusu, bilgi eksikliği veya işgüzarlıkla aileleri haberdar ediyor. Aileler çocuklarının doktoru ve diğer ailelere süratle ulaşarak bir telefon zinciri kuruyor ve felaket haberciliği süratle büyüyor.
Bu panik ve kargaşaya üzülerek belirteyim ki bazı meslektaşlarımızda katılıyorlar ve ilaç tavsiyeleri, süratle ilaca ulaşma, ilaç kullanma, çocuğu okula göndermeme veya ne kadar süre evde tutmalıyız gibi bir kaos yaşanıyor.

Sonuç: Gereksiz telaş, gereksiz korku, gereksiz ilaç kullanımı, çocukların ruhunda yaratılan bende hasta olacakmıyım paniği.

BU SENARYONUN TÜMÜ; GEREKSİZ VE DE ANLAMSIZ

Çünkü:
Profilaksi (Koruyucu ilaç verilmesi) : Aynı evde yaşayan aile bireyleri ile, ağızdan ağıza solunum ya da öpme gibi durumlarda hastanın ağız salgısı ile direkt temas eden kişilere yapılır.
Okul arkadaşları hatta hastahane personeline dahi koruyucu tedavi verilmesine gerek yoktur.

20.11.13

İ N E K S Ü T Ü A L L E R J İ S İ

İNEK SÜTÜ ALLERJİSİ

 Genetik bir yatkınlık sonucu olduğu düşünülen (sıklıkla ailede atopi öyküsü mevcuttur) ve inek sütü proteinlerine bir tepki olarak ortaya çıkan bir tablodur.

Başlama yaşı ilk 6 aydır. Çoğu zararsız hafif belirtiler göstermekle birlikte; infantil colic, bulantı, kusma, kramp tarzında karın ağrıları, ishal, kakada kan görülmesi, ciltte kızarıklıktan yaygın döküntülere, egzamatik oluşumlara varan reaksiyonlar, nadiren de süt içilmesini hemen takiben yüz, dudaklar ve dilde şişme, solunum sıkışıklığı(astım tablosu)gibi çok ciddi acil tedavi gerektiren anafilaktik tabloda  karşımıza çıkar
.
Bu tabloya sadece sütte değil soya, yumurta, buğday alımlarında da aynen rastlanabilir.

Rastlanma oranı 0-2 yaşta %1-3 oranındadır. Oysa sütün diyetten çıkarılması sonucu hastalık belirtilerinin kaybolması dikkate alındığında bu oran %30 olarak belirtilmektedir. Ki; bu oranı subjektif gözlemlerin arttırdığı ve gerçeği yansıtmadığı açıktır


Çünkü yukarıdaki yakınmaların hemen hemen hepsi birçok bebekte ve çocukta süt allerjisi dışında başka başka sebeplerle de görülebilir..

Süte alerjisi olan çocuklarda süt proteinlerine karşı tolerans süratle geliştiğinden hiçbir tedavi uygulanmasa da hastalık giderek iyileşme gösterip bazılarında 12- 18 aylık hemen hemen hepsinde tüm yakınmalar 2 en geç 3 yaşında yok olur.

Hastalık inek sütü proteinlerine karşı antikorlar (IgE) üreterek tepki verir.
İnek sütünde 25 in üzerinde farklı protein vardır. Bazen sadece birine bazen de birçoğuna karşı allerji gelişebilir.

Kazein, Beta lactoglobulin ısıya dirençli oldukları için inek sütünün en önemli antijenleridir.

Memeli hayvanların birçoğunun sütünde de aynı proteinler vardır ve onların sütlerine karşıda aynı alerjik reaksiyonlar gelişebilir.
 Bu nedenle inek sütü alerjisi olanlarda keçi sütüne veya diğer sütlere karşıda tepki oluşabilir
.
Emziren annelerde annelerin aldığı süt ve süt ürünleride çocukta reaksiyona sebep olur; Formulaların (hazır bebek mamaları) da ana maddesinin inek sütü olması nedeni ile onları alan çocuklarda da aynı tablo görülebilir.

     TANI İÇİN: En kısa yol sütü kesmek belirtiler kaybolunca tekrar denemektir. Yerine varsa sadece anne sütü veya protein hidrolizatları ile hazırlanmış Formulalar ve aminoasit bazlı mamalar vermektir.
Ayrıca; deri testleri, spesifik İgE tayini, histamin salınım testi, inek sütü antigenlerine karşı (beta lactoglobulin-alfa lacta globulin-lactoferin-bovin serum albumin)gibi antikorların tayin testleri de yapılabilir.

TEDAVİ: İnek sütünün diyetten çıkarılması ve anti alerjik ilaçların kullanılmasıdır
.
       Ancak ! unutulmamalıdır ki

İnek sütü antikorları allerjik belirtiler göstermeyen birçok çocukta da bulunabileceğinden, ayrıca colic infantil ve de birçok gastroentestinal şikayet (ishal,kusma,karın ağrısı,kakada kan görülmesi) ciltte döküntü ile seyreden tablolar birçok çocukta inek sütü alerjisi olmadan da görülebileceğinden; bunların inek sütü alerjili diye nitelendirilip boş yere diyet değişikliklerine gitmek ebebeynlerde ve çocuklarda tedirginlik yaratacağından bundan kaçınmamız gerekmektedir.


LAKTOZ ENTOLERANSI

Genetik bir yatkınlık sonucu  süt şekeri laktozun parçalanamaması olayıdır. Oldukça sık rastlanır normal nüfusa oranı onda birdir.
İnce barsak hücreleri tarafından üretilen laktaz enziminin eksikliğinden kaynaklanır.
Süt içildiğinde bulantı, karın krampları ve süratle gelişen ishal görülür.
Laktaz enzim eksikliği doğuştan olabildiği gibi belli yaşlardan sonra bu enzimin daha az üretilmesi sonucu da olabilir.
Süte karşı olan bu tahammülsüzlük genelde süt ürünlerine karşı (peynir-yoğurt gibi) olmaz.
Küçük bebeklerde laktozsuz özel formüller uygulanır.
Bu entolerans inek sütü alerjisinden farklı bir tablodur. İkisinin birbiri ile karıştırılmaması gerekir.

    

8.11.13

NEFES TUTMA - KATILMA

. KATILMA NÖBETİ
·         6 ay 3 yaş  arasında en çok görülür, erkek çocuklarda daha sık olur Geçici bir solunum durmasıdır.
·         Kızdırılma, korkutulma, incitilme gibi mekanik veya ruhsal bir darbe sonucu ağlama ile başlar.Ağlamanın başlangıcında kesilen ses, soluk verme sırasında ortaya çıkar. Bu durumda beyine yeterli oksijen gidemez morarma, kaskatı kesilme veya birbirini takip eden istemsiz kasılmalar ve kısa süreli bilinç kaybı oluşur.
·         Bazı olgularda; pelte gibi, bez gibi bir gevşeklik olur. Bilinç kaybı 15 saniye kadar sürer. Şiddetli durumlarda daha uzun sürerse havale tipi kasılmalar görülür. (konvülsiyon)
·         Morarma ile karşımıza çıktığı gibi aşırı soluklukla çıkan tipleri de vardır. (Bazen iki tip bir arada olur) Her ikisinde de idrar kaçırma sıklıkla vardır.
·         İlk nöbet 18 aydan önce başlar. (Seyrek olarak yeni doğanlarda da görülür.)
·         9-18 aylarda çevre ile etkileşiminin en çok olduğu dönemlerde çok görülür.(yürümeye başlama, ilk düşme, travmaya maruz kalma, her şeyi karıştırma, azarlanma)
·         Sebebi kesin bilinmemektedir.
·         Anne-baba kardeş gibi birinci derece akrabalarda yüksek oranda karşımıza çıkar.
Hazırlayıcı faktör olarak: Çocuğun ve ailesinin ruhsal yapısı üzerinde durulmaktadır.
 Sık olarak tek çocuklu ailelerin çocuklarında görülür.
Çocuklar çok hareketli, huzursuz, inatçı ve kavgacı tabiattadır.
Anne babanın tutumu, çocuğa ödün verici davranışları, nöbetleri artırıcı faktörler olarak karşımıza çıkar. Çocuk istediklerini kabul ettirebilmek için nöbetlerini kullanır. Bazı ekoller nöbet geçiren çocuğun yalnız bırakılması ve bilinçli olarak olayın üzerinde durulmamasını önermektedir.
Çocuğun yapmak istemediği bir şeyi isteme, onunla zıtlaşma katılma nöbetini uyandırabilir. İlk böyle başlayan nöbet sonradan kolaylıkla tekrarlar. Çünkü çevre ilk nöbette  paniğe kapılarak çocuğa aşırı ilgi gösterir. Bu ilgiyi sürdürmek için çocuk nöbetlerini kullanır.
Çocukta kansızlığın bulunması nöbetleri arttırıcıdır.
Bu çocuklarda zeka normaldir. Nörolojik bulgu yoktur. E.E.G normaldir.
Okul çağından önce yani 5-6 yaşına kadar nöbetler kaybolur.
Uzun süre takip edilen çocuklarda: Erkek çocukların okulda saldırgan, kız çocukların ise çekingen oldukları gözlenmiştir.
Epilepsi ile ilgisi olmamakla birlikte bu çocuklarda epilepsi oranı normal çocuklardan daha yüksektir denilse de bu tartışılmalıdır.
Kalsiyum eksikliği ve doğuştan kalp hastalığı yönünden (fibroelastoz) ayırıcı tanı gerekir.
Tedavide: Varsa kansızlığın düzeltilmesi.
Psikolojik yaklaşım: Hastalığın masumiyeti anlatılarak ailelerin ödün vermeme konusunda daha
tutarlı olmaları temin edilmelidir.
Çocuğun ataklarda ölebileceği korkusu yok edilmelidir.Bugüne kadar literatürde katılma esnasında sadece bir tek ölüm vakası bildirilmiş olup onda da Aspirasyon tespit edilmiştir.
Gelişmiş ülkelerde psikiyatrik yaklaşım ön planda tutulmaktadır.
İlaç tedavisine gidilmemektedir.


1.11.13

İNMEMİŞ TESTİS - UTANGAÇ TESTİS

UTANGAÇ TESTİS-İNMEMİŞ TESTİS
Erkek bebeklerin torbalarının boş olması halidir.
En çok rastlanan şekli
1-Ektopik Testis : Testislerin torbalar yerine vücudun bir başka yerinde lokalize olmasıdır.
2-İnmemiş Testis : Burada testilerin torbya inmesi yetersizdir. Bazen tek taraflı %15-20 çift taraflı olur. Bebeklerin bir kısmında testislerin inmesi doğuma kadar tamamlanmamış olabilir.
Normalde testislerin torbalara inmesi bir yaşına kadar sürebilir. Takip edilmeleri gerekir. Testislerin inmesi iki yaşına kadar tamamlanmaz ise; gelecek fonksiyonlarının zedelenmemesi yönünden iki yaşına kadar cerrahi operasyonla indirilmeleri gerekir.
3-Retraktil-Utangaç Testis : Bu tabloda testis adeta kendini gizler. Kasıktaki kramaster kasının testisi torbanın üst kısmına çekmesi olayıdır.
Soğuk olmayan elle yapılan yumuşak manevralarla testisler torbaya kadar çekilebilir. Sonra yine yukarı çıkar. Bu durum ergenlik yaşına kadar normal sayılır.

Gerçek inmemiş testisle karıştırılmamalıdır. Fonksiyon ve yerleşim yönünden problem oluşturmaz dolayısıyla TEDAVİ GEREKTİRMEZ kendiliğinden düzelir.