21.10.13

ÇOCUKLARDA REFLÜ

ÇOCUKLARDA REFLÜ

Son dönemlerde reflü tanısı konmuş ve uzun süre tedavi uygulanmış bebeklerin çokluğu dikkat çekicidir.
Reflü tanısında çok özgün altın standart diye kabul edilen bir tanı yönteminin olmayışı bu konunun en güç yanıdır.

Reflü genelde tüm yaşlarda fizyolojik olarak, asemttomatik ve kısa süreli epizotlarla seyreder.
Önemli olan sadece patolojik reflüsü olan az sayıda çocuğun saptanması ve tedaviye alınmasıdır.
Reflü: süt çocukluğu döneminde en sık kusma nedenidir. Ancak ! …
HER KUSAN BEBEK GASTROÖZOFAGİAL REFLÜMÜDÜR ?

Bebeklerde doğumu takiben ilk dördüncü ayda zirve yapmak üzere mide içeriğinin regürjite edilerek   ( bazı hayvan türlerinde gördüğümüz geviş getirme olayı gibi ) ağıza gelmesi ve kusmanın olması İNFANTİL  KALAZYA  olarak isimlendirilir ki  prematüre ve yeni doğanlarda çok rastlanan bu durum yaşamın 4. Ayında aşırı yoğunlaşır 12. Aya, bazende 24. Aya kadar sürerek sonuçta kendiliğinden geçer
.
Floroskopik incelemede normal yeni doğanların %40 ında baryumun mideden duedonuma geri kaçtığı izlenebilir. Bu yapı 6-8. Ay da kendiliğinden düzelir.

      Kesin sebebi bilinmemekle birlikte mide girişi (kardia ) ile yutağın (özofagus) alt ucunda kardia özofagial sfinkterinin (bir kas halkası) gevşekliği veya yetmezliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir.
Bu bebeklerde alt özafagus sfinkteri gevşek ve açıktır. Bu da; tekrarlayan kusma ve regürjitasyon ile kendini gösterir. Kusmalar zorlanmadan ve kendiliğinden olur, kusmuk safra içermez
.
Bebeğin: Solunum şikayetleri yok, kilo alması ve büyümesi normal olduğu sürece endişeye gerek yoktur ve olay fizyolojiktir
.
Sağlıklı bir çocukta beslenmeyi izleyen ilk 1-2 saat içinde ortalama 5 kadar reflü epizotu olabilir.
Gevşek olan alt özofagus sfinkteri yaşla ve bebeğin büyümesi ile farklılaşır. Yutma ile koordinasyon oluşunca da tablo düzelir. Prematüre ve yeni doğanlarda reflüye çok rastlanması sfinkter gevşekliği kadar koordinasyonun (uyum) yetersizliğinden  de oluşabilir.

Midenin aşırı yüklenmelerinde de kişide oluşan geğirme ile mide içeriğinin bir kısmı özofagus (yutağa) kaçabilir. Bu her yaşta oluşabilen zararsız ve rahatlatıcı bir durumdur
.
Yaşamın ilk yıllarında en az iki yıl içinde karşılaştığımız FİZYOLOJİK REFLÜLERİN TEDAVİSİ GEREKMEZ.

Bugün kalazya terimi yerine ilk iki yaş grubunuda kapsayacak şekilde  gastroözofagial reflü başlığı kullanılmaktadır.

HER KUSAN BEBEK REFLÜMÜDÜR ?
İkinci yaştan bazen de üçüncü yaştan sonra doğuştan var olan yetersizliğin giderilemediği ve belirtilerin (yutma zorluğu,geğirme, kilo kaybı, büyümede gerilik, besin alamama, öksürük, hışıltılı solunum, nefes tutma, morarma, ağızdan ve bağırsaktan kan gelmesi (hematemez - melena) uyku bozuklukları, pnömoni(zatülree)  atakları, yutak iltihabı sonucu oluşan darlık (özofagit ve özofajial striktür) gibi belirtiler patolojik reflüyü düşündürür ve mutlak  üzerinde durulması ve tanıya gidilmesini gerektirir.

Nörolojik hastalığı olan çocuklarda patolojik reflüye çok rastlanır.

Kesin tanı için standart bir yöntem yoktur. Tanı için uygulanan testlerin duyarlılık ve  özgünlükleri de çok yüksek değildir. Bir çok yayında farklı duyarlılık ve özgünlük oranları verilmektedir. Tanı için aşağıdaki testler uygulanabilir :

1-SİNTİGRAFİ :4 saatlik açlıktan sonra radyoizotopla işaretli mama vermeyi takiben bebeğin yutak ve midesi 1-2 saat gama kamera ile taranır.
Duyarlılığı: Değişik yayınlara göre %60-75 ,özgünlüğü %15-90 olarak belirtilmektedir
Bebeğin radyo aktif madde alması da ayrı bir konudur.

2-ÖZOFAJ PASAJI: Baryumla yutak röntgeninin çekilmesidir. Özgünlüğü %20 olarak belirtilir. Yanlış pozitif veya yanlış negatif sonuçlar verme olasılığı vardır.

3-ÖZOFAJ BASINCININ MANOMETRİK ÖLÇÜMÜ: Uyum gösteremedikleri için küçük çocuklara uygulanabilirliği yoktur.

4-ENDOSKOPİ : Özofajın endoskopik tetkiki özofaj iltihabını ve diafram fıtığını  göstermesi yönünden özgünlüğü %100 e yakındır. Ancak; derin bir kansızlık, gelişme bozukluğu, beslenememe gibi durumlarda yapılması zorunluluk arz eder.

Sonuç: %100 veya ona yakın duyarlılığı ve özgünlüğü olan bir metod henüz bulunamamıştır.

     Bir çok hekim tedavi ile tanıya gitmekte; asit ve proton pompası  baskılayıcı ilaçları hastalarına uygulamakta ilaçlar 3-5 ay alındıktan sonra kesilerek şikayetlerinin tekrar başlaması halinde tanı koyma yoluna gitmektedir.

Bu  arada; belki çocukların büyük bir kısmı da gereksiz yere birçok ilacı uzun süre kullanmış olmaktadır.
     Hayatın ilk yıllarında regülüjitasyon ve kusma ; kilo alamama, büyüme gelişme geriliği, anemi, pnömoni atakları, özofajit sonucu ağrı, nefes tutma nöbetleri, inatçı öksürük, hırıltılı solunum şikayetleri, tekrarlayan kulak iltihapları gibi bulgularla birlikte değil ise adına ister kalazya ister reflü diyelim OLAY FİZYOLOJİKTİR ve de doktorunuzun önereceği özel emzirme teknikleri, beslenmede uygulanacak bazı basit diyetetik tedbirlerle  hemen hemen tam olarak tedavi edilebilir veya çok hafif şekilde belli bir yaşa kadar devam edebilir (2-3 yaşa kadar ) ki bu da önemsizdir.

     Tıbbın fizyolojik diye tanımladığı bu olayın zararsız ve önemsizliğini ninelerimiz; FAZLASINI ÇIKARMA diye isimlendirerek   vurgulamışlardır. Ki çok doğrudur.

4.10.13

MENENGOKOK AŞISI


Neirseria Menengitis (menengokok) .Beyin ve omuriliği çevreleyen  zarların iltihabına yol açan ,
Menengokoksik menenjiti oluşturan bir mikroptur. Çok sık rastlanmayan ancak invaziv (istila edici) , hızla yayılan bir mikrop olduğundan menengokoksemi (mikrobun kana karışması) olduğunda 24 saat içinde %10-15 ölümle sonuçlanır. Sağ kalanlarda da; işitme kaybı, zeka geriliği, sara krizleri, felçler, gangren sonucu uzuv kaybı gibi kötü izler oluşur.

Hastalığa yakalananların %50 si 2 yaşın altında en çok 0-1 yaş aralığındaki çocuklardır. Bluğ çağı çocuklarında da hastalığın görülme sıklığı artar.

1 yaş altındaki çocuklar, kreş, yatılı okul, kışla gibi yerlerde toplu yaşayanlar, bağışıklık sistemi zayıf olanlar çeşitli nedenlerle dalağı alınmış olanlar mikrobu taşıyan kişi ile direkt temas edenler ve sağlık personelleri risk grubunu oluştururlar.

Bakteriyel (cerehatli) menenjitlerin en sık etkenleri S.Pnömonia (halk arasında zatürre aşısı diye adlandırılan) pnömokok aşısı ile, hemophilüz ınfluenza B (5'li karma içindeki) HIB aşısı ile korunmaya alınmış bu aşıların uygulamaya başlanmasından bu yana da bu mikropların sebep olduğu bakteriyel menejitlerde çok büyük azalma olmuştur.

MENENGOKOK AŞISI   Neirseria Menengitis mikrobuna karşı bir aşıdır.

2005 yılından beri U.S.A ve ileri ülkelerde uygulanmaktadır. Ülkemizde 2013 yılında kullanıma sunulmuştur.
Dünya sağlık örgütü yüksek ve orta riskli bölgelerde aşıyı şart koşmaktadır.

Afrika, Suudi Arabistan memenjit kuşağı olarak bilinir ve yüksek risk bölgesidir. Ülkemiz orta riskli bölgededir.

Menengokok mikrobunun 13 tipi vardır. En çok hastalık yapan 5 tipi (A,B,C,Y,W-135) A tipi Afrika da
C tipi İngiltere de yaygındır. Bugün kullandığımız aşı B tipi hariç diğer 4 tipe karşı etkili Konjuge Menengokok aşısıdır.
Ülkemizde en çok W-135 ve B tipi daha az oranda da A ve B tipler görülmektedir. U. Beyazova -M. Ceylan
B tipine karşı aşı geliştirilmekte aşamasındadır.
Hastalığın şekli ve mikrobun tipi yıllar içinde ülkemiz bölgelerine göre de değişiklik göstermektedir.
Dünyanın tüm coğrafi bölgelerini kapsayan bir aşı henüz geliştirilememiştir.
Aşının uygulanışı: 9-23 ay yaşlarında 3 ay ara ile 2 doz 2-11 yaşlarında tek doz adale içi şeklindedir.