4.4.16

Ü S T Ü N Y E T E N E K



                               İnsan beyninin en etkileyici yönlerinden biri;

                               önüne gelen bütün işleri öğrenme esnekliğine sahip oluşudur.

31.3.16

ÇOCUKLARDA SİNÜZİTİS



Sinüsler kafatasında bulunan 4 çift kemik boşluğudur (maxiller-Edmoid-Frontal-Sfenoid)
Sinüslerin kafatası kemikleri ve beyin ağırlığını hafifletme (ağırlığı hissetmememizi sağlama), çift cidarlı olduklarından beyin dokusunu sıcak-soğuk ve travmalardan koruma, işittiğimiz seslerin rezonansını arttırma, soluduğumuz havayı müküs salgısı ile nemlendirme gibi fonksiyonları vardır.
Sinüslerin içinde oluşan mukus salgısı silier hücreler yardımı ile sinüs boşluğunun deliğinden burun boşluğuna oradan genize ulaşır. Müküs salgısının genize akması sinüsün kendini temizlemesi demektir. Bu kendini temizleme mekanizmasının bozulması sinüs içinde salgı birikimine ve sinüsün enfeksiyonuna (sinüzitis) yol açar.

Çocuklar yılda ortalama 6-8 kez ( kreşe gidiyorlarsa daha da fazla )üst solunum yolu enfeksiyonu geçirirler. Bunlarında %5-13'ünde komplikasyon olarak rinosinüzit gelişir.

Enfeksiyona zemin hazırlayan diğer faktörler; alerjik nezle, geniz eti büyüklüğü, anatomik tıkanıklıklar daha az sıklıkla da bağışıklık yetmezliği sayılabilir.
Rinosinüzit çoğunlukla viral bir enfeksiyon olarak karşımıza çıkar. Bu durumda sinüs boşluğunda müküs birikir. Sinüs kendini temizleyemez sinüsün buruna açılan deliğini tıkayan müküs atılamazsa müküs bakterilerle enfekte olur ve iltihaplı bir sıvıya dönüşür. Bu sıvı daha çok tıkanma yaratarak,klinik belirtileri oluşturur.

KLİNİK BELİRTİLER
Burun ve genizde akıntı, çok uzun süren inatçı tahriş öksürüğü, ağız kokusu, yüz ve göz kapağında şişlik, gözde kaşıntı, çapaklanma, baş ağrısı, bazen yüksek olmayan ateş, geniz akıntısının yutulması sonucu mide tahrişi ile karın ağrısı oluşması, halsizlik, hırçınlık nadiren yüzde ağrı, çocukların ortalama yarısında da orta kulak iltihabı oluşabilir.

TANI
Klinik bulgular çok belirgin ve klasik ise görüntülemeye gerek yoktur. Büyük çocuklarda karanlık bir odada ağıza güçlü bir ışık kaynağı uygulayıp ışığın sızmamasının tespiti yardımcı bir metod olabilir.
6 yaşın altında görüntüleme önerilmemekte. Görüntüleme için tomografi altın standart kabul edilmekle birlikte (maliyet, radyasyon, çocuğun uyutulma zorunluluğu)gibi nedenlerle uygulaması zor olmaktadır.

Allerjik nezleli çocuklarda görüntülemede sinüzit bulgusu verebilirler. Bu da dikkate alınmalıdır.

Bir de; doğumdan sonra radyolojik olarak sadece edmoid ve maxiler sinüslerin görüntülenebileceği, sfenoid sinüsün 5 yaşından, Frontel sinüsünde 6 yaşından sonra görüntülenebileceği de unutulmamalıdır.

TEDAVİ
Balgam söktürücüler, antihistaminikler ve öksürük şuruplarının 6 yaşın altındaki çocuklarda etkileri tartışmalıdır. 2 yaşın altında mecbur olmadıkça kullanılmamaları sadece alerjik nezleye bağlı olgularda antihistaminiklerin yararlı olabildiği bilinmektedir.
Lökotiren antogonisti ilaçların sinüslerin silier aktivitelerini arttırdığı ve sinüs temizliğini sağladığı gözlemlenmiştir.

Tedavide temel ilaç antibiyotiklerdir.Tedavinin en az 2 bazen 3 hafta sürdürülmesi önerilmektedir.
Çocuğun streptokokus Pnömonia’ya (pnömokok aşısı) karşı aşılanması sinüs enfeksiyonlarına yakalanmayı azaltır.

 Çok uzun süre klorlu suda yüzmek, çok temiz olmayan deniz ve havuza burnu kapatmadan atlamak sinüs enfeksiyonu için hazırlayıcı faktör olabilir.

Akut sinüsitis 3 hafta içinde iyileşir. Nadiren 6-7 hafta sürebilir. Genellikle 6 haftadan uzun sürerse kronik sinüsitis olarak tanımlanır.

19.2.16

BİR ZAMANLAR (3)

  KAN DEĞİŞİMİ

Günümüzden kırkdokuz yıl önce Ege üniversitesi çocuk kliniğinde asistan olarak çalışırken;Yeni doğan bebeklerin çok ciddi kan uyuşmazlıklarında kesin çözümün bebeğin tüm kanının değiştirilmesi olduğunu öğrenmiş ve gözlemlemiştim.

Ancak; o zamanlar çok yeni olan bu girişimin uygulanışını hiç  görmemiştim. O günlerde herkes gibi bende meslekte yeni olmam nedeni ile bu işlemi yaşamı tehtid edici büyük bir operasyon gibi düşleyerek ama mutlaka uygulayabilmek arzusu ve umudu ile uygulanışını öğrenmeğe çalışmış,öğrendiğime ve başarabileceğime inanınca da bir bebek gelse de yapabilsem diye heyecanla beklemeye başlamıştım.

Kürsü direktörümüz asistanlığım süresince serbest çalışmam, hastahane dışında özel hasta bakabilmem konusunda kuraldan sayılmayan özel bir izin vermişti.Bu izne dayanarak o dönemlerde ‘Doktorlar Hastahanesi’ismi ile çalışan özel bir hastahanede yeni doğan bir bebeğe yeni doğan sarılığı tanısı koyan İzmirin çok değerli çocuk doktoru Selahattin Tekand benim bu konudaki özel ilgimi bildiğinden bebeği birde benim görmemi önermiş

Ailenin daveti üzerine; muayene ve yaptırdığım analizlerin sonucunda kendilerine  bebeğin gelecekte özürlü bir çocuk olmaması ve sağlığına kavuşması için  mutlak kan değişiminin gerektiğini bildirdim.

Bebeğin ailesi özelikle dedesi İzmirin çok varlıklı ve bilinen kişileri idiler. Üstelik bir kolu İstanbulda ,bir kolu Ankarada yaşayan aile büyükleri (ki;çok önemli statü sahibi kişilerdi.) doğum için gelmişler ve hepsi de ailenin ilk torunu olan bebeğin durumunu merak ve endişe ile takip ediyorlardı.

Benim mutlak kan değişimi gerekli sözüme;
-Kim yapabilir ? diye sordular
-Ben yapacağım. Dedim.
Beni yukardan aşağı süzdüler. Çok genç ve o zamanki çok zayıf olan vücudum,koltuğumun altındaki basit plastik çantam pek güven vermemiş olacak ki; tereddüt ve endişe ile yüzüme baktılar. Bende onlara düşünme ve yorum şansı vermeden değişim için gerekli kan grubunu yazarak;
-Bu grup kanı temin edince haberleşelim. Ben gelip işlemi yapacağım diyerek yanlarında ayrıldım.

Daha önce hiç yapmadığım ilk kez yapacağım işlemi üstelik bana pek güvenmedikleri yüzlerininden okunan,çok kalabalık ve yüksek statülü bir ailenin üzerine titrenilen ilk torununa yapacaktım.Doğrusu  korkuyodum.
Teorik olarak yeterli bilgim vardı  Fakat ilk uygulamam olduğundan göbek kordonuna giriş v.s. gibi uygulamalar için cerrahi nosyonu olan bir ağbeyimden yardım rica ettim.Sağ olsunlar iki kişi gelip yardımcı oldular.(1)

İlk adım olarak; bebeğin ve vericinin kan örneklerini çapraz karşılaştırmak için mikroskopta çalışırken;
Bebeğin dedesi iki metreye varan boyu  ve çok iri olan gövdesi ile arkamda belirdi.
-Dr. Dikkat! Bizim ailemizde yüz yıldır çocuk ölümü yok  dedi.
Endişem bir kat daha arttı.Daha çok korktum.Artık geri dönemez vede güvenli duruşumu bozamazdım.
-Endişe etmeyin  dedim.

Günün akşamı işlemi tamamladım. Sarılık seviyesinde beklediğm en iyi sonucu alamadığımızı görünce, ikinci bir işlem planlayarak vede cerrahi yardım almadan ikinci kan değişimini gerçekleştirdim. Sonuç yüz güldürücü oldu.

Meslek yaşamımdaki ilk toplu parayı bu işlemle kazanmıştım.

Aynı günlerde ilk çocuğum doğmuştu. Vitrinde görüp beğendiğim satın alabilmeyi asistan aylığı ile hayal bile edemediğim bir bebek pusetini hemde hiç pazarlık etmeden  bu toplu para ile satın alabildim.

Ayrıca; ailenin şükran duyguları ile bana yaklaşımı ve elan devam eden dostluğumuz en büyük kazancım oldu.


O dönemler çok önemli  ve  çok büyük bir girişim kabul edilen kan değişimi günümüz koşullarında çok sık vede çok daha uygun koşularda ve çok rahatça yapılabilmektedir.

(1)Prof.Dr. Veli Lök-Prof. Dr. Orhan Süren