16.2.15

YENİ DOĞAN VE AĞIZ SÜTÜ

       Üzülerek belirtmeliyim; hemen, hemen tüm doğum kliniklerinde yeni doğan bebeklere doğumun ilk saatlerinden itibaren;
- Annesinin sütü gelmedi
- Bebeğin kan şekeri düşmesin
 gibi gerekçelerle görevliler tarafından hazırlanmış formula mamalar biberona doldurularak verilmekte,.bebekler sunulan mamaları refleks olarak bir güzel almakta,
       Aileler de bebeklerinin açlığının önlendiğini düşünerek bundan çok memnun olmaktadırlar
Oysa; bu davranış bebeğe yapılmış bir iyilik değil tam anlamı ile büyük bir kötülüktür.
Bu davranışların bilgi eksikliğinden çok; olsa olsa endüstriyel sermayenin reklam gücünden ve konu ile ilgili görevlilerin bu güçten etkilenmesinden kaynaklandığını varsayıyorum.

       Anne sütü bebek doğar doğmaz salgılanmaz.
 Süt yerine çok değerli olan ağız sütü (kolostrum) salgılanır.
Okur yazar olmayanlar bile sütün ilk salgılanmasını üç ezan sesinden sonra beklerler.

AĞIZ SÜTÜ (KOLOSTRUM)

Doğumdan sonraki ilk beş günde salgılanan, koyu sarı renkli miktarca az olmasına karşın protein,vitamin ve minerallerden zengin yağ ve şekerden fakir besleyici değeri çok yüksek bir sıvıdır.

Bu sıvının bağışıklık sağlayıcı sekretuvar IgA (ımmunglobulin) yoğunluğu çok yüksektir
.
Bu globulin bebeğin ağzından başlayarak tüm sindirim sistemi yüzeyini,
takiben bağırsaklardan emilerek , tüm solunum sistemi ile böbrek ve idrar yollarının yüzeylerini de kapar,
 böylece;tüm bu sistemleri enfeksiyonlardan koruyan bir örtü oluşturur.

Ağız sütünde: Annenin geçirdiği rotavirüs, E coli gibi ishal yapan virüsler, tüberküloz, çocuk felci gibi birçok etkene karşı antikorlar da mevcuttur
.
Ağız sütü yaşamın ilk aylarında bağışıklık sistemleri gelişmeyen bebeği korur
.
Doğum öncesi bebeğin bağırsağında birikmiş olan ilk kakanın (mekonyum) atılmasını kolaylaştırır.

MAMA VERMEK YERİNE EMZİRMEK 

Emme doğumdan önce bir refleks olarak vardır.
Doğan bebeğin emmesi anne sütünün gelmesini sağlamak içindir.
 Meme uçlarından kalkan uyaranlar beyinde mevcut hipofiz bezinden  prolaktin  ve oksitosi hormonlarını salgılatır.
Prolaktin sütü oluşturur. Oksitosin sütün salgılanmasını sağlar

Bebek doğumu takıben ilk yarım saat içinde çıplak olarak anne göğsüne konulmalı ve anne memesine tutturulmalıdır.
Böylece; anne ve bebek arasında psikolojik bağ sağlandığı gibi meme başlarının uyarılması ile de prolaktin salgılanması artar ve süt yapımı başlar.

Doğumdan hemen sonra emzirme ile meme uçarının uyarılması  oksitosin salgılanmasını da sağlar.
Bu da uterusun (rahimin) kasılmasını böylece doğum öncesi halini almasını kolaylaştırır, ayrıca doğum sonrası olabilecek
kanamaları da önler.

Bebeğe sadece anne sütü vermek sağlıklı olmanın ve sağlıklı büyümenin temel öğesi olan bağırsak florasının  gelişimi içinde çok önemlidir.

AĞIZ SÜTÜ PREBİYOTİK VE PROBİYOTİKLERDEN ÇOK ZENGİNDİR

Bebeğin bağırsaklarındaki mikrop dengesini koruyan florayı zenginleştirerek hastalık yapıcı mikropların hücrelere bağlanmasını önleyip kaka ile atılmalarını sağlayan PROBİYOTİK
 ve de kalın bağırsaklardaki yararlı bakterilerin aktivitelerini arttıran PREBİYOTİKLER den
 çok zengin olan, özellikle ilk günler anne göğsünden salgılanan ağız sütünün bebeğe mutlak olarak verilmesi bu nedenle çok önemlidir.


Flora gelişimi için günümüzde;  bir çok endüstriyel mamalara pro ve prebiyotikler  eklenerektedir.
Oysa; anne sütü bunların en zengin ve en doğal kaynağıdır.

SONUÇ: Doğar doğmaz bebeğe mama vermekten,mutlak sakınılmalıdır.

Doğumu takıben  ilk yarım saat içinde bebek anne memesine tutturulmalı, bazı yanlış uygulamalarla sağılıp atılan ağız sütünün çok değerli olduğu bunu alan bebeğin ağız sütünün birçok özelliği yanında günlük besin ihtiyacını da karşılayacağı bilinci ile bir katresi dahi ziyan edilmemelidir.