7.11.14

FLORA-PROBİYOTİK-PREBİYOTİK


Mikroorganizmalar: Patojen (hastalık yapıcı) nonpatojen (hastalık yapmayan) olarak ayrılırlar.
Sindirim sistemimizde: Sistemin doğru çalışmasını sağlayan, ayrıca sağlığımız için çok yararlı işlevleri olan insan hücre sayısının on katı sayıda ve de beş yüz türde mikro organizma mevcuttur.
Bu hücreler grubuna FLORA (çiçek bahçesi) diyoruz.
Bu flora bakterileri erişkinde ağızdan anüse-uzunluğu 9 metre, yüzeyi derimizin yüz katı genişliğinde (200 metrekare) olan bağırsaklarda yaşar. Barsaklarımızdaki bu bakterilerin toplam ağırlığı 1,5-2 kg dır. Barsaklarımızdan yaşam boyu 30 ton katı besin 50 bin litre sıvı besin geçer.
Kalın bağırsaklar erişkinde 1,5-2 metre ince bağırsaklar gebeliğin 35. haftasında 2- 3 metre iken 5nci yaştan itibaren 3,5-6 metre arası olabilir.
Üst mide ve ince barsaklarda flora bakterileri yoktur
.
BARSAK FLORASI NEDİR
Sağlıklı kişilerde o kişiye zarar vermeden belirli bir denge içinde yaşayan  mikro organizma gruplarıdır.
Yeni doğan bebeklerde barsaklar sterildir. Bebeklerde sağlıklı bir ağız ve barsak florasını bebeğin doğum kanalından geçerken annesinin vajinasından yuttuğu ilk mikroorganizmalar sağlar.
Doğum kanalından geçmeyen sezaryen ile doğan bebeklerde flora gelişimi gecikir.
Floranın erken bebeklikte gelişmemesi nedeni ile bağırsaklarda K vitamini sentezlenemez bu nedenle yeni doğan bebeklere kanama olaylarını önlemek için K vitamini uygulaması öngörülür.

Çocuklarda bağırsak florası tam olarak 1-2nci yaş arası gelişir. Yaşam boyu beslenmeye bağlı olarak değişiklikler olabilir. Kötü beslenme, uzun süre antibiyotik kullanımı florayı etkiler.
Bebekte floranın zenginleşmesi ve kalın bağırsaktaki mikroorganizmaların aktivitelerinin artması probiotik ve prebiotikler ile olur. Bunların en doğal kaynağı da anne sütüdür. Özellikle ilk günler anne göğsünden gelen ağız sütü yani kolostrumun bebeğe verilmesi bu nedenle çok önem taşır. Bu bebeklerde  flora gelişimi çok daha sağlıklı olur.
Flora gelişimi için bir çok endüstriyel ürüne, bebek mamalarına pro ve pre biyotikler eklenerek satışa sunulmaktadır. Oysa ki anne sütü bunların en zengin ve de en doğal kaynağıdır
.
FLORA BAKTERİLERİ : Bacteroides, Fusobakterium Lactobasil, Clostridium, Gram negatif basiller, Koliform bakteriler, Enterokok ve candida dır.
Bu bakteriler:
·         Salgıladıkları enzimler ile protein ve karbonhidrattan zengin besinlerin ve yıkım ürünlerinin parçalanıp emilmesine yardımcı olur.
·         Bağırsakta zararlı bakterilerin üremesini engeller, hastalıklara karşı korur.
·         Baırsak mukozasının yakınındaki lenf sistemini uyararak patojen mikroplara karşı antikor üretimini sağlar.
·         Bağrsakta asiditeyi sağlar.
·         B1-B2-B6-B12- ve K vitaminlerinin sentezini yapar.
·         Kısa zincirli yağların oluşumunu sağlar.
·         Bağışıklığı uyarır.
·         Kolesterol seviyesini düşürürler.
Uzun süre antibiyotik kullanımı veya antibiyotik kullanılmış hayvanın etinin yenmesi flora bakterilerini olumsuz etkileyerek dengeyi bozar.
Antibiyotik kullanımlarında bozulan dengeyi düzeltmek için beraberinde vitamin  yerine probiyotik verilmesi daha uygundur. Vitamin vermenin gereği yoktur.

                FLORA BOZULURSA : İshal veya kabızlık, gaz sancısı, enfeksiyonlara meyil ve artma, enerji düşüklüğü, kolestrol düzeylerinde yükselme olur.
Floranın dengesi ve devamlılığı için probiyotik ve prebiyotikler kullanılır
.
PROBİYOTİKLER
Probiyotik’in kelime anlamı ( yaşam için)dir .
Probiyotikler bağrsak florasındaki hastalık etkeni olmayan (apotojen) mikroorganizmalardır.
İşlevleri hastalık etkeni olan (patojen) mikroorganizmları kontrol edip etkisizleştirmektir.
Bu etkisizleştirmeyi (competition) rekabet yolu ile hücre (receptörleri) algıçlarına kendileri bağlanıp hastalık etkeni mikroorganizmaları açıkta bırakarak onların dışkı ile atılmalarını sağlayarak yaparlar.
Başlıca kaynakları yoğurt, peynir, ayran, kefir gibi fermente süt ürünleridir.
Probiyotiklere ilgi; ilk olarak çok uzun yaşadıkları gözlemlenen Bulgar köylülerinin incelenmesi ile başlamıştır. Bu köylülerin çok fazla yoğurt tükettikleri görülünce yapılan çalışmalar sonucu yoğurdun laktik asit fermantasyonu ile elde edildiği ve canlı laktik asit bakterileri içerdiği tespit edilmiştir. Buna Lactobcillus Bulgaricus adı verilmiş ve sonraki çalışmalarda da bir çok fermente süt ürününde canlı nonpatojen mikroorganizmalar üretilmiştir.
Ve bunlara yaşam için gerekli olduklarından probiyotik adı verilmiştir.
Probiyotikler:
·         Kan yağlarının seviyelerinin düşürülmesinde.
·         İshal tedavisinde.
·         Anti tümör olarak.
·         Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde
·         Atopik dermatit tedavisinde.
·         Nekrotizan enterokolit, Spastik kolon , Crohn hastalığı gibi gastro entestinal hastalıkların tedavisinde.

Ayrıca barsak florasını bozan;
·         Karbonhidratlardan zengin beslenmelerde, işlenmiş endüstiriyel besinlerin çok tüketildiği hallerde.
·         Toksinlere maruz kalmada.
·         Uzun süreli antibiyotik kullanımında oluşan negatif durumların giderilmesinde yararlıdırlar
.
PREBİYOTİKLER
Hastalık etkeni olmayan faydalı nonpatojen mikroorganizmaların; beslenmesini, çoğalmasını sağlayan ve onların aktivitelerini arttıran sindirilmeyen karbonhidratlardır.
En zengin olanları enginar ve hindibadır.
Ayrıca buğday, arpa, çavdar, pırasa, kuşkonmaz, soğan, sarımsak, kereviz, muz gibi lifli besinlerde de çokça bulunur.
Prebiyotikler:
·         Probiyotiklerin çoğalmalarını sağlayıp onları aktive ederek etkilerini arttırırlar.
·         Besinlerle alınan minerallerin emilimini arttırırlar.
·         İshalin oluşmasını önler.
·         Kolon kanseri gelişmesini önler .
·         Serum trigliserid düzeylerini düşürürler.



Unutmayalım ki hem probiyotik hem de prebiyotiklerin en zengin kaynağı anne sütüdür. Bebeğin uzun süre emzirilmesi ona probiyotik ve prebiyotiklerin verebileceği tüm yararları zahmetsizce sağlar.