9.9.13

GÜNÜMÜZ TIP UYGULAMALARINA ELEŞTİREL BAKIŞ

GÜNÜMÜZ TIP UYGULAMALARINA ELEŞTİREL BAKIŞ
Günümüzde değişen tıp uygulamalarının geçmişinde bir dahili, bir de operasyon gerektiren (cerrahi) branşlar mevcuttur.
Herkesinde sağlık sorunları için başvurduğu tek bir doktoru vardı.
Günümüze kadar doktorlar önce hastalarının şikayetlerini uzun,  uzun dinler, sonra dikkatlice tepeden tırnağa muayene eder. Gözle,elle yoklayarak kulakla dinleyerek değerli doneleri toplar;  kesin tanı içinde bazen laboratuardan yardım isterdi.
Doktor işini bir zenaatkar gibi değil; çünkü zenaatkar aynı işi aynı koşullarda tıpatıp aynını yaparak tekrarlayandır. Bir sanatkar gibi yapardı. Sanatkarsa işini yaparken; düşünce ve becerilerini duygu ile birleştiren kişi idi.
Doktor; Ruhla bedenin bir bütün olduğunu hiç aklından çıkarmadan bilgi ve becerisine  duygularınıda ekleyerek hastasına, onun ruhuna ve tüm  dokularına gösterdiği yüksek saygı ve şefkatle klasik tıptan ayrılmadan kendine özgü metotlarla tanısını kor ve tedavisini düzenlerdi. Hasta da doktoruna aynı yüksek saygı ile bağlı kalır ve tedaviyi birlikte sürdürürlerdi.
Teknoloji bu günün modern tıbbına inkar edilemez katkılar yaptı. Fakat gelişen teknoloji ile doktorluk sanatı zenaat gibi uygulanıp insan bedeni ruhtan ayrı düşünülmeye başlandı.
Birçok doktor hastasını ve onun sorunlarını uzun, uzun dinlemeden bırakın detaylı muayeneyi ona elini dahi sürmeden laboratuvarlara, görüntüleme merkezlerine gönderir oldu.
Hastalık yok hasta vardır. Her hastalık her kişide farklı seyredebilir düşüncesi  yok sayılıp, hastalar laboratuvar verileri ile tedaviye alınır oldu.
Bu durumu oluşturan etkenlerden birincisi Amerika da başlayan bizde de yeni, yeni filizlenen doktorun özgürce düşünme ve davranışını kısıtlayan defans tıbbı dediğimiz tüm sorumluluğu yüklenen kişi olması gereken doktorun sorumluluktan kaçması olayıdır ki. Bu da; iyi bir sorgulama, dikkatli bir muayene ile kolay çözümlenebilecek bir hastalıkta bile sorumluluğu paylaşmak veya sorumluluk yüklenmemek adına çok detaylı,  belki de gereksiz incelemelerle hem zaman hem de çok para harcanması demekti.
Laboratuvar tetkiklerinin hasta tedavisinde önceliği alması bu talebe cevap vermek için sermayenin devreye girmesi  tıbbın endüstirileşmesine yol açtı bu da ikinci etken oldu.
Ard arda açılan özel sağlık kurumları talebe cevap vermek için cihazlarla donatıldı. Yapılan geniş tetkikler sonucu hasta kendisine gösterilen ilgiden hoşnut doktor işini teknolojiye yüklediği için rahat özel kuruluşlar cihazların amortismanının sağlanması ve para girdisinin artmasından mutlu oldular.
Üçüncü etken tıp eğitiminde optimal koşulların sağlanamamasından kaynaklanıyordu.
Doktorluk; usta, çırak işi olarak tanımlanan; bilgi, yetenek ve deneyim gerektiren bir meslektir. Ve bu mesleğe; yeteneği olan kişilerin çok iyi bir eğitimleriyle birlikte mesleğin ustalarının bilgi ve deneyimlerinin kendilerine aktarılması ile kazanılır. Ne yazık ki tam gün yasası ustaların deneyimlerini çıraklarına aktarmalarını engeller oldu.
Politik nedenlerle sayıları süratle çoğaltılmış tıp fakültelerinin bu kadar çok sayıda donanımları yeterli öğretim kadrolarına sahip olabilmeleri ve tıp eğitiminin istenilen düzeyde sürdürebilmesi şüphelidir. Bu nedenle de tüm fakültelerden aynı standartlarda hekimlerin yetişmesi gerçekleşememektedir.
Bu da hekimler arasında farklılıklara neden oldu.
Dördüncü etken . Aşırı branşlaşmadır. Her bir ana branş küçük, küçük özel branşlara bölünmüştür.
Belirli bir konuda çok derinlemesine bilgi birikimleri olan doktorlara tabii ki çok gereksinim vardır. Onlar genel tıp uzmanlığının yüksek danışmanlarıdır.  Ancak  branş hekimliğinin birinci basamak hekimliği gibi yorumlanması yanlıştır.
Ve de unutulmamalıdır ki tek bir organ veya sistem üzerinde uzmanlaşmış bir hekim için o organ insan denen meçhul’ün yani puzzle’ın bir tek parçasıdır. Oysa ki insan vücudu bir bütündür. Ancak tüm parçaları birlikte ele alındığında sorunu anlaşılabilir ve puzzle tamamlanır. Çünkü tek parça bütünden, bütünde o tek parçadan etkilenmektedir.
Aşırı branşlaşma genel tıp uzmanlarını da günlük şikayetler dışındaki konularda ilgili uzmanına sevk ederim düşüncesi ile bilgi tazeleme gereğiyle okumaktan araştırmaktan da uzaklaştırmıştır.
Sonuç:
·         Günümüzde doktorlar Amerika daki  kadar olmasa da defans tıbbı uygulamakta.
·         Birçok hasta birinci basamakta klasik tıp uzmanları yerine öncelikle branşlaşmış doktoru seçmekte.
·         Hastalar endüstirileşmiş tıbbın gerekli, gereksiz yaptırdığı tetkiklerden hoşnut onlarsız tedavinin uygulanamayacağına inanmakta.
·         Ülkemizdeki tıp eğitimi standart hekim yetiştiremediği için bazı hastalar şanslı bazıları şanssız olmakta.
Belki arz talep dengesi içinde beklide devletin imkanları ile hasta sahiplerinden fazla para talep edilmediğinden kimse şikayetçi olmamakta.
Gerçek bu mu şüpheliyim.
İyi yetişmiş sağlam bilgi ve beceri sahibi tıbbi deontoloji ve etik kurallara bağlı çalışkan tüm hekimlerimizi   tenzih ederek;  yüzlerce kötü örnekten sadece pediatride gördüğümüz birkaçını sıralayacağım.
·         Bebek ve çocuklarımızın dörtte üçü reflu hastası, yarısı süt allerjisi tanısı ile tedavide
·         En hafif öksürük ve hışıltılı solunumu olan küçücük bebekler yüzlerinde maskeler, bronş açıcı veya kortizon solumakta.
·         Çocukların ateşi etkisizliği çoktan kanıtlanmış buna karşın toksik olduğu bilinen ardışık tedavi ile düşürülmeye çalışılmakta (art arda calpol+ibufen vs. verilerek)
·         Sık sık ve gereksiz boğaz kültürleri ile Beta kabusu yaratılıp hiç gerekmediği halde taşıyıcılar tedaviye alınmakta (avirulan olduklarını hesap etmeden)
·         1 yaşına kadar bebeklere sanki Tanrı buyruğuymuş gibi  şartlar çok gerektirdiği halde dehidratasyona giresiye kadar damla su verilmemekte.
·         Yeni doğan bebeğe annesinin sütünün gelmesi beklenmeden biberon dolusu yapay mama verilmekte.        Vs.    vs. vs.

Bu örnekler  çok, çok çoğaltılabilir.